Strateji Savaşları

Yangın yerine dönmüş bir Ortadoğu.

Huzur, güven ve yaşam yok oluyor. Coğrafya olarak “İSLAM COĞRAFYASININ MERKEZİ”

Böyle bir atmosferde İran’ın P5 ülkeleri ile yaptığı anlaşma. DAEŞ, PKK ve PYD’nin terör faaliyetleri ile Türkiye’yi çukura çekme çalışmaları.

Türkiye’ye biçilen rol ve Türkiye’nin tutumu ile perde arkasında ki hesaplaşmalar.

Ortadoğu’ya yön verebilmek ve haritaları yeniden çizmek için Avrupa’nın Türkiye’ye rakip bir devlete ihtiyacı var. İşte tam bu noktada oyunun birinci ayağı olan “SUNNİLİĞİ TERÖRİZE ETMEK” DAEŞ adlı taşeron terör örgütüne verilmiştir. Böylelikle Avrupa müttefikinin birinci özelliğini Şii olarak belirlemiştir.

Bunun içindir ki P5 ülkeleri ile İran arasında anlaşma imzalanmış ve ambargonun kaldırılmasına karar verilmiştir.

Şimdi parçaları birleştirelim.

“İran-Irak-Suriye Doğal Gaz Boru Hattı” (Anlaşma yılı 2011) 10 Milyar Dolarlık devasa bir projedir. Amaç olarak İran körfezinde bulunan “GÜNEY PARS DOĞALGAZINI” Irak ve Suriye üzerinden Akdeniz’e çıkarmaktır. 6 bin kilometre ile Ortadoğu’nun en uzun boru hattı olacaktır. Yıllık 40 Milyar metreküp kapasiteye sahiptir. Bu rakam da Türkiye’nin yıllık tüketimine yakındır. Türkiye yıllık 45 Milyar metreküp doğalgaz kullanmaktadır. Türkiye’ye gelen gaz “MAVİ HAT”TAN yıllık 16 Milyar Metreküp olarak transfer edilmektedir.

İran’ın bu projesine Avrupa’nın desteği ambargoyu kaldırarak olmuştur. Böylelikle anlaşma çift taraflı ekonomik menfaatlere dayanmıştır. Avrupalı şirketler İran’da yatırım yapmak için çalışmalara başlamıştır.

Böylesine büyük bir enerji akımının Dünya’da ki siyasi dengelere etkisine bir göz atalım.

Enerji Uluslararası İlişkilerde etkili bir politik baskı aracı rolüne gelmiştir. Bu proje ile Türkiye’nin “ENERJİ KORİDORU” olması engellenecektir.

Avrupa aynı anda hem Türkiye’yi hem de Rusya’yı pasifize edecektir. Avrupa’nın tabiri ile “İSLAMİ BORU HATTI” ile Avrupa Rusya’ya karşı enerji bağımlılığı önemli ölçüde azaltacaktır. Böylelikle Rusya’nın Avrupa’ya karşı kullandığı politik baskı aracı zayıflayacaktır. Aslında buna “UKRAYNA’NIN İNTİKAMI”DA diyebiliriz.

Avrupa Rus gazına alternatif olarak Güney Pars gazını kullanarak karşılıklı ekonomik menfaatlerine siyasi menfaatlerini de dâhil etmiş olacaktır.

İran’ın böyle bir ortamda siyasi menfaati ne olabilir? Avrupa neden böyle bir yol izliyor? Avrupa bu hatta neden “İSLAMİ BORU HATTI”demektedir?

İşte bunların cevabı bize İran’ın ve Avrupa’nın ortak siyasi menfaatlerini gösterecektir.

Avrupa’nın “İSLAMİ BORU HATTI” demesinde ki amacı şu; Bizim Ortadoğu’da ortağımız Sünni Türkiye değil, Şii İran’dır. Bunun da en etkili uygulama aracı başta dediğim gibi DAEŞ ’in mezhep çatışmalarını çıkarması ile birlikte Sünnilik dışlanmaya başlanacaktır. DAEŞ ve bölgede başka hesaplar peşinde olan gruplar ise önemli hale gelecektir.

Asıl amaç Sünni Türkiye’yi bölgede pasifize etmek ve Şii İran’ın önünü açmaktır. Çünkü Türkiye’nin bölgesel güç olarak “BAĞIMSIZ DIŞ POLİTİKA” izlemesi Batının Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme oyununu bozmuştur.

Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesi meselesi Suriye’de ki iç savaşa dayanmaktadır. Eli kanlı diktatör Esed’e karşı Türkiye’nin tutumu kurulmak istenen ittifakın planlarına uymamaktadır. Türkiye’yi Özgür Suriye Ordusuna (ÖSO) yardım etmekle suçlayan İran kendi askerlerini mazlum Suriye halkının üzerine saldığını Türkiye’den gizlemeye çalışmaktadır.

İran’ın Suriye’de Esed’in ordusuna yardım etmesi ilginçtir. Bunun izahı mezhep çatışmaları gibi basit bir argümanla yapılamaz. Çünkü İran’ın açmak istediği “ENERJİ KORİDORU” Esed’in Suriye’sinden geçmektedir. Zira İran’ın bir anda nükleerden vazgeçmesi yenilir yutulur bir şey değildi. İran nükleeri bırakarak enerji koridoruna yönelmiştir. Bunun için başarılı olmaları gerekiyor.

PKK, PYD ve DAEŞ’in eş zamanlı olarak Türkiye’de düzenledikleri saldırı ve eylemlerini bu çerçevede değerlendirmek gerekir.

Türkiye’nin 3 terör örgütüne aynı anda ağır bir tokat atması planlarında yoktu…

Çünkü 7 Haziran’dan sonra Türkiye’de oluşan siyasi boşluk böyle bir hava vermiyordu.
Türkiye kendisine oynanmak istenen oyunu böylelikle kısmi olarak bozmuştu.

Şimdilerde PYD’nin Esed’in ordusuna katılmak istediği konuşuluyor. Nedeni ise çok basit “İRAN-IRAK-SURİYE DOSTLUK BORU HATTI” Esed’in tekrardan Suriye de iktidar olmasına bağlı.Eğer Suriyeli muhalifler (ÖSO) Esed’i devirirse bu proje hayata geçemeyecektir.

O halde tüm parçaları birleştirelim.

Türkiye PKK’ya Kuzey Irak’ta operasyon düzenliyor. Operasyon sıcaklığını korurken İran Genelkurmay Başkanından açılama geliyor. Açıklaması net “TÜRKİYE’NİN PKK OPERASYONLARI STRATEJİK HATADIR”. Irak’a diyor ki Türkiye’ye karşılık ver. Suriye sınırı ateş hattı olan, PKK, DHKP-C gibi terör gruplarının ülke içerisinde terör faaliyetleri gösterdiği bu zaman da sende Kuzey Irak sınırında çatışmaya gir ki Türkiye’yi saf dışı bırakalım.

Tüm bu olayları göz önüne aldığımızda Türkiye için “TEKRAR SEÇİM”in önemini ve “TEK PARTİ” hükümetinin faydalarını daha açık ve net bir şekilde anlayabiliyoruz.

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.